Amine hatun Muhammed annesi (Amine Hatun,Muhammed s.av. in annesidir. Ol sadeften doğdu ol dür danesi (O sadeften doğdu o inci tanesi)
Çünki Abdullah'dan oldu hâmile (Çünkü Abdullahtan oldu hamile. Vakt erişdi hefte vü eyyam ile (Günler ve aylar geçti,vakit erişti.)
Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn (Hem Muhammedin gelmesi yaklaştı Çok alametler belirdi gelmedin Çok işaretler belirdi gelmeden.)
Ol Rebiul evvel ayı nicesi (O Rebiul evvvel ayı nasıldır. On ikinci gice isneyn gecesi Rebiul evvel ayının on iknci gecesiydi)
Ol gice kim doğdu ol hayrûl beşer (O gece ki insanların en hayırlısı doğdu Anesi anda neler gördü neler Annesi orda neler gördü neler.
Dedi gördüm ol Habibin ânesi (Dedi ki gördüm o sevgilinin annesi Bir acep nur kim güneş pervanesi Bir acayip ışık ki sanki güneş pervanesi.)
Berk urup çıktı evimden nagehan (Şimşek gibi çıktı evimde ansızın. Göklere dek nur ile doldu cihan Göklere dek ışıkla doldu dünya.
Gökler açıldı ve feth oldu zulem (Gökler açıldı ve karanlık açıldı Üç melek gördüm elinde üç alem Üç melek gördüm elinde üç bayrak.
Biri meşrık biri mağribde anın (Biri doğudaydı biri batıda Biri damında dikildi Kâ'benin Biri de Kabe nin damında dikildi.
Bildim anlardan kim ol halkın yeği (Bildim ki o halkın en iyisi Kim yakin oldu cihana gelmeği Ki dünyaya gelmesi oldu yakın
Bildim anlardan ki ol halkın beyi (Bildim onlardan ki o halkın beyi Kim yakın oldu cihanâ gelmeyi Ki yaklaştı dünyaya gelmesi.)
İndiler gökten melekler saf ü saf (İndiler gökten melekler dizi dizi Kabe gibi kıldılar evim tavaf Kabe gibi evimi tavaf ettiler.)
Hem hava üzre döşendi bir döşek (Hem havada bir döşek döşendi. Adı Sündüs, döşeyen anı melek Adı Sündüs'tü onu döşeyen meleğin)
Çün göründü bana bu işler ayân (Çünkü bu işler bana açıkça göründü. Hayret içre kalmış idim ben hemân Hayret içinde kalmıştım ben o anda)
Yarılıp çıktı divardan nagehan (Yarılıp çıktı duvardan ansızın Geldi üç huri banâ oldu ayan Geldi üç melek bana göründü.)
Bazıları derler ki ol üç dilberin (Bazılar derler ki o üç meleğin Asiye'ydi biri ol meh-peykerin Aiye idi biri o ay yüzlünün.)
Biri Meryem hatun idi aşikâr (Biri Meryem Hatun idi açık Birisi hem hûrilerden bir nigâr Birisi de hurilerden biriydi.
Geldiler lutf ile ol üç mehcebin (Bu üç melek bana lutufla geldiler Verdiler bana selam ol dem hemin Verdiler bana hemen selam.)
Çevre yanıma gelip oturdular (Çevreden herkes yanıma gelip oturdular. Mustafayı birbirine muştular Mustafa yı birbirne müjdelediler.)
Üç alem dahi dikildi üç yere (Üç bayrak dikildi üç yere Her birisin edeyim nerden nere Her birisini edeyim nerden nere
Dediler oğlun gibi hiç bir oğul (Dediler ki oğlun gibi hiç bir oğul Yaradılalı cihan gelmiş değil Dünya yaratılalı dünyaya gelmemiştir.)
Bu senin oğlun gibi kadri cemil (Senin bu oğlun gibi kıymetli bir evladı Bir anâya vermemiştir ol Celil Bir anaya vermemiştir o Allah.)
Ulu devlet buldun ey dildare sen (Büyük bir nimet buldun ey gönüldaş. Doğuserdir senden ol hulki hasen Doğacaktır senden o güzel yaratılışlı.)
Bu gelen ilm-i ledün sultanıdır (Bu gelen dünya ve ahiret ilimlerinin sultanıdır. Bu gelen tehvid-i irfan kânıdır Bu gelen ilim ,irfan ,ahlakın ,birliğin,dinin kaynağıdır
Bu gelen aşkina devreyler felek (Bu gelenin aşkına felekler döner. Yüzüne müştakdürür ins ü melek Yüzüne aşıktır insanlar ve melekler.
Bu gice ol gicedir kim, ol şerif (Bu gece o gecedir ki o şerefli Nur ile alemleri eyler latif Işıkla alemleri rahmetlendirir.)
Bu gice şâdân olur erbâb- dil (Bu gece mutlu olur gönül ehli Bu giceye can verir eshab-ı dil Bu geceye can verir gönül dostları.
Rahmeten lil'alemindir mustafa (Alemlere rahmettir Mustafa Hem şefiu'l-muznibindir mustafa Hem günahkarlara şefaatçıdır Mustafa
Vasfını bu resme tertib etdiler (Sıfatlarını bu resme düzenlediler. Ol mübarek nuru tergib ettiler O mübarek nuru birleştirdiler.)
Amine eder çü vakt oldu tamam (Amine der çünkü zaman geldi. Kim vücuda gele ol hayrül enam Ki meydana gelsin o hayırlı nimet.
Susadım gayet hararetten kati (Susadım gayet hararetten kesin. Sundular bir cam dolusu şerbeti Sundular bir cam dolusu şerbeti.
Şerbeti karşımda tutdu hûriler (Şerbeti karşımda tuttu huriler. Bunu sana verdi Allah dediler Bunu sana verdi Allah dediler.
Kardan ak idi ve hem soğuk idi (Kardan ak idi ve hem soğuk idi Lezzeti dahi şekerde yok idi Lezzeti şekerde dahi yoktu)
İçtim anı oldu cismim nura gark (İçtim onu bedenim oldu ışık Edemedim kendimi nurdan fark Kendimi ışıktan ayıramadım)
Geldi bir ak kuş kanâdiyle revan (Geldi bir beyaz kuş melek Arkamı sıvadı kuvvetle heman Arkamı sıvadı kuvvetle hemen.)
Doğdu ol saatte ol sultan-ı din (Doğdu o saatte dinin sultanı Nura gark oldu semavat ü zemin Işığa boğuldu gök ve yer.)
"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.
"İnsanlar!
"Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.
"Ashabım!
"Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizi yaptı olayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.
"Ashabım!
"Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.
"Ashabım!"
"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır.
"Ey insanlar!
"Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.
"Ey insanlar!
"Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onların yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.
"Ey mü'minler!
"Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-ı Kerim ve Peygamberin (s.a.v.) sünnetidir.
"Mü'minler!
"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana kardeşinin kanı da, mali da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.
"Ey insanlar!
"Cenab-ı Hakk her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.
Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan köle, Allah'ın, meleklerinin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Cenab-ı Hakk, bu gibi insanların ne tövbelerini, ne de adalet ve şehadetlerini kabul eder.
"Ey insanlar!
"Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahin da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır.
"Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.
"Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.
"Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.
Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.
Zina etmeyeceksiniz.
Hırsızlık yapmayacaksınız.
"İnsanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise Allah'a aittir.
"İnsanlar!
"Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"
Saheb-i Kiram birden şöyle dediler:
"Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye şahadet ederiz!"
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu:
KURBAN, ibadet niyeti ile belirli vakitte kurbanlık hayvanı kesmektir. Kurban kesmek mal ile yapılan bir ibadettir ve vacibdir. Hicretin ikinci yılında emredilmiştir. Kurban, Allah yolunda gösterilen bir fedakârlık, O'nun verdiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir. Zenginlerin, kestikleri kurban etlerinden fakirleri yararlandırması, Müslümanlar arasında sevgi ve kardeşlik duygularını güçlendirir. Varlıklı insanlarla birlikte yoksullar da sevinir. Kurbanla gelen bu sevinç toplumun huzur ve mutluluğunu artırır. Sevgili peygamberimiz: «Kim (mal) genişliği bulur da kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın.» (57) buyurarak kurban kesmenin zenginler için önemli bir görev olduğunu belirtmiştir.
Kimler Kurban Keser Aşağıdaki şartları taşıyan kimselerin kurban kesmesi vaciptir: 1) Müslüman olmak, 2) Akıllı olmak, 3) Erginlik çağına gelmiş olmak, 4) Hür olmak, 5) Mukim olmak (Yani misafir olmamak), 6) Nisab miktarı mal veya paraya sahip olmak. (Kurban nisabında mal ve paranın üzerinden bir senenin geçmesi şart değildir.) Kurban kesiminin vakti, kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günüdür. Üçüncü günün akşamından sonra kurban kesilmez.
Hangi Hayvanlar Kurban Edilir Hayvanlardan sadece koyun, keçi, sığır, manda ve deve kurban edilir. Bunlardan koyun ile keçi bir yaşını, sığır ve manda iki yaşını, deve beş yaşını bitirmiş olmalıdır. Ancak, koyun altı ayını tamamladığı halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olursa kurban edilebilir. Keçi için böyle bir durum yoktur, bir yaşını doldurması şarttır. Koyun ve keçi bir kişi için kurban olur. Sığır, manda ve deve birden yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Bu hayvanların boynuzsuz olması, boynuzunun biraz kırık bulunması, dişlerinden birazının dökülmesi ve topal olması kurban olmalarına engel değildir. (Ayağının üzerine basamayacak kadar topal olursa kurban edilmez.) ile keçi bir yaşını, sığır ve manda iki yaşını, deve beş yaşını bitirmiş olmalıdır. Ancak, koyun altı ayını tamamladığı halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olursa kurban edilebilir. Keçi için böyle bir durum yoktur, bir yaşını doldurması şarttır. Koyun ve keçi bir kişi için kurban olur. Sığır, manda ve deve birden yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Bu hayvanların boynuzsuz olması, boynuzunun biraz kırık bulunması, dişlerinden birazının dökülmesi ve topal olması kurban olmalarına engel değildir. (Ayağının üzerine basamayacak kadar topal olursa kurban edilmez.)
İslam’da Kurban
Ibrâhim aleyhisselâm , Bâbil’den hicret ederken Nemrûd’a ve putperest Keldâni kavmine;
„Ben, Rabbimin bana emrettiği yere hicret ediyorum. Rabbim beni doğru yola ulaştırır." (Sâffât
sûresi: 99) diyerek oradan ayrılmıştı. Bu hicretinde Allahü teâlâya niyâzda bulunarak kendisine
salih bir evlâd ihsân etmesini istemişti. Bu duası üzerine Allahü teâlâ ona, evlâd olarak, İsmâil
aleyhisselâmı verdi. Bu hususda Kur'ân-ı kerimde meâlen şöyle buyruldu: "(İbrahim
aleyhisselâm); ey Rabbim! Bana sâlihlerden bir oğul bağışla ki dâvet ve tâatte yardımcım ve
gurbette mûnisim olsun (diye duâ etti). Biz de ona (küçüklüğünde âlim , büyüklüğünde)
hâlim bir oğul müjdeledik. Vaktâ ki o çocuk Ibrâhim'in yanında koşmak çağına yetişti. (Yâni
yedi veya on üç yaşına bastı.) Ibrâhim (a.s.) ona dedi ki: "Oğulcuğum! Ben rüyâmda seni
boğazladığımı gördüm. Bu hususda re'yin, kanâatin nedir?" Oğlu ona şöyle dedi:
Babacığım! Sana ne emrediliyorsa yap! Inşâallah beni (emrolunduğun şeye)
sabredenlerden bulacaksın. Vaktâ ki, bu sûretle ikisi de, (baba-oğul) Allahü teâlânın emrine
teslim oldular. Ibrâhim, çocuğu yüz üstü yatırdı. Biz ona şöyle nidâ ettik; "Ey Ibrahim! Gerçekten
rüyâna sadâkat gösterdin. Şüphe yok ki biz (İbrâhim'i, oğluna kurban etmekten muaf tutup ve
bol mükâfât verdiğimiz gibi) ihsân sahiplerini de ihsânları sebebiyle işte böyle mükâfâtlandırırız.
Muhakkak ki bu (muhlis ile muhlis olmayanı ayıran) açık bir imtihandı. Ve ona (Ibrâhim'e) bir büyük
kurbanlık (semiz koç) bedel verdik. Yine ona, sonradan gelenlerin Ibrâhim'e selâm
etmeleri olan güzel bir senâyı, övgüyü bıraktık. ihsân sahiplerini işte böyle mükâfâtlandırırız." (Sâffât
sûresi: 100-110)
Zilhicce ayı HACC ve KURBAN ayıdır.
Terviye Günü: Zilhicce’nin onuncu, onbirinci, onikinci günleri kurban kesilir. Bu günler Kurban Bayram günleridir. Zilhicce ayının 8’inci gününe yevm-i terviye denir. Arefeden bir öncekigündür.
Terviye: a - İyiden iyiye derin düşünmek;
b – Suya kandırmak..... gibi mânâlara gelir.
Hz. İbrahim (a.s) oğlu Hz. İsmail (a.s.) ı kurban etmesi hakkında rüyaların ilkini 7/8 Zilhicce gecesi görmüş ve bugün bu rüya hakkında derin derin düşünmüştür. Terviye günü mübarek günlerdendir. Oruç tutulması çok sevaptır.
Teravih namazı yirmi rek'attır. Erkekler ve kadınlar için sünnet-i müekkededir. Ramazan ayında kılınır. Hastalık veya yolculuk sebebiyle oruç tutamayan kimselerin de teravih namazını kılmaları sünnettir. Teravih namazının câmide cemaatle kılınması sünnettir ve sevabı çoktur. Evde de tek başına veya cemaatle kılınabilir. Ancak câmide kılmak daha faziletlidir. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için Ramazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kimsenin geçmiş günahları bağışlanır." (47)
Teravih Namazının Kılınışı:
Teravih namazı yatsı namazından sonra kılınır. Yatsıdan önce kılınması caiz değildir. Vitir namazı Ramazan ayında teravihten sonra kılınır. Teravihden önce de kılınabilir.
Yirmi rek'at olan teravih namazı her iki rek'atın sonunda selâm verilerek kılındığı gibi, dört rek'atta bir selâm verilerek de kılınır. Her iki durumda da namaza devam edilir ve yirmi rek'at tamamlanır.
İki Rek'atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:
Yatsı namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır.
Namaz kıldıracak imam: "Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum" diye niyet ederek iftitah tekbirini alıp ellerini bağlar.
İmam'ın arkasında kılan cemaat da "Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama" diyerek niyet eder ve imamın tekbirinden sonra "Allahü Ekber" diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar.
Bundan sonra imam ve cemaat gizlice "Sübhâneke"yi okur. Sübhaneke'nin okunması bitince, (Cemaat ayakta başka bir şey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okur. Cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaptıktan sonra ikinci rek'ata kalkılır.
Burada yine imam gizlice Besmele, açıktan da fatiha ve bir sûre okuyup cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaparak oturulur.
Bu oturuşta imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ile Rabbenâ âtina..." duasını okuyarak selâm verirler. Böylece iki rek'at kılınmış olur.
Ayağa kalkılarak tarif ettiğimiz şekilde ikişer rek'at kılınmaya devam edilerek yirmi rek'at tamamlanır. Bundan sonra üç rek'atlı vitir namazı da cemaatle kılınır.
İki Rek'atte Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:
"Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya" diyerek niyet edilir ve aynen sabah namazının iki rek'at sünneti gibi kılınır.
Yirmi rek'at tamamlanıncaya kadar ikişer rek'at kılmaya devam edilir, teravih bitince de vitir namazı kılınır.
Dört Rek'atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı:
Namazı kıldıracak imam ve cemaat yukarıda tarif ettiğimiz gibi niyet ederek iftitah tekbirini alır ve ellerini bağlar. İmam ve cemaat gizlice Sübhaneke'yi okuduktan sonra (Cemaat başka birşey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yaparak ikinci rek'ata kalkılır.
Burada imam gizlice Besmele'yi, açıktan fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yapar ve otururlar. İkinci rek'atın sonundaki bu ilk oturuşta imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhümme salli ve Allâhümme barik" okur ve üçüncü rek'ata kalkarlar.
Üçüncü rek'atın başında hem imam, hem de cemaat gizilce Sübhaneke'yi okur. Sonra imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sure okur. Sonra rükû ve secdeleri yaparak dördüncü rek'ata kalkarlar.
İmam gizlice Besmele'yi, açıktan da fatiha ve bir sure okuyarak yine rükû ve secdeler yapılıp oturulur.
Bu oturuşta da imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhüme salli, Allâhümme barik, Rabbenâ âtina...." okuduktan sonra selâm verirler. Böylece teravih namazının ilk dört rek'atı kılınmış olur.
Bundan sonra ayağa kalkılarak tıpkı tarif ettiğimiz gibi dörder rek'at kılınmaya devam edilerek yirmi rek'at tamamlanır.
Sonra da cemaatle vitir namazı kılınır.
Dört Rek'atta Bir Selâm Verilerek Teravihin Tek Başına Kılınışı:
"Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya" diye niyet edilir ve aynen ikindi namazının sünneti gibi kılınır. Aradaki fark sadece niyetin değişik olmasıdır. Böylece dörder rek'at kılınarak yirmi rek'at tamamlanır. Bunun peşinden de vitir namazı kılınır.
Bereat Kandiliİslam dininde kutsal kabul edilen gecelerden biridir. Şaban ayının on beşinci gecesi Beraat gecesidir. Esasında Kandil Geceleri Hz. Peygamber'in uygulamasında yoktur. H.3. asırdan itibaren mistik çevrelerde kutlanmaya başlanmış ve II. Selim'den itibaren minarelerde kandil yakılmasıyla kandil adını almıştır.
Aslı "Berâettir." Beraat sözlükte, "bir zorluktan kurtarmak ve berî olmak" demektir. Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle mübarek gece; günahların affı ve kulların temize çıkarılması sebebiyle Beraat gecesi ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de rahmet gecesi gibi adlar da verilmiştir.
Müslümanlar bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi olduğuna inanır. Bu konuda Resul-u Ekrem şöyle buyurmuştur:
"Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (on beşinci günü) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ o andan fecir oluncaya kadar: Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir belâ ile) müptelâ olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu? buyurur." (İbn Mâce)
Ayrıca, Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.
Beraat Gecesi ibadeti: Bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi vardır. Bu konuda Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) olduğunda, gecesinde kalkın ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun! Muhakkak ki yüce Allah, o günde dünya semasına iner ve imsak vaktine kadar şöyle der: "Affedilmeyi dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa dileyen yok mu, şifa vereyim. Şunu isteyen yok mu vereyim…” (İbn Mâce)
Bu geceye mahsus belirli bir ibadet yoktur.Gecenin manevi değeri dolayısıyla çokça tevbe ve istiğfarla ,namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, ve salavatla,hayır dualarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır. Kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır.
Beraat Gecesi Duası Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir: "Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin. (et-Tergib ve't-Terhîb, 2:.119, 120.)
Beraat Duası Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır: "Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır. " ( 12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597)
BİR ÖZLEM VAR İÇİMDE UZAKLARA DOĞRU;
ENGİN DENİZLERE, SANA VE AŞKIMIZA.
SİSLİ BİR MAZİDEN UZAKTA
YALNIZCA SANA YAKIN.
GÖNLÜMÜN DALGALARINDA SEVGİN KALSIN
BİTMEYEN RÜYALARIMDA HEP SEN VARSIN
AL BEYAZIM!